Trump’ın Kuzey Kore liderine odaklanması ve ABD ile Güney Kore arasındaki ortak askeri tatbikatların kapsamını azaltması, özellikle İran’la savaşın sona erdirilmesiyle ilgili görüşmelerin sürdüğü bir dönemde dış politikada başarı elde etme çabalarına ilişkin değerlendirmelerin gölgesinde, Washington’ın Asya’daki müttefikleri arasında endişeye yol açmıştı.
Ancak Kuzey Kore liderinin güçlü kız kardeşi Kim Yo-jong, Çarşamba günü Pyongyang’ın Washington’la diyaloğu yeniden başlatmaya önem vermediğini belirterek ülkesinin “bu denli güvensiz ve düşmanca kişilerle yüz yüze oturmasına gerek olmadığını” vurguladı.
Kuzey Kore liderinin kız kardeşi ayrıca şunları söyledi: “Görünen o ki barış seçeneği diyaloğu da içeriyor, ancak bu, ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu anlamına gelmiyor.”
Bu açıklamalar, ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) Kuzey Kore’yi dijital para platformu “Binance”den yaklaşık 6 milyar dolar çalınmasının arkasında olmakla suçlamasının ardından geldi. Söz konusu suçlamalar daha önce “tehlikeli bir siyasi provokasyon” olarak nitelendirilmişti.
Güney Kore’deki Kyungnam Üniversitesi Asya Araştırmaları Enstitüsü profesörü Lim Ul-chul, Kim Yo-jong’un açıklamalarının savunmacı bir tutumdan saldırgan bir tutuma geçiş anlamına geldiğini düşünüyor.
Lim Ul-chul, Agence France-Presse’e yaptığı açıklamada, “Son açıklama, (siber saldırı) meselesini, ABD’nin Kuzey Kore’ye yönelik baskı politikasının tamamını kınamak için kullanıyor” dedi.
Kim Jong-un, 2019 yılında Hanoi’den 60 saatlik tren yolculuğunun ardından, Trump’la gerçekleştirdiği zirvenin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından hiçbir kazanım elde edemeden ülkesine dönmüştü.
ABD Başkanı Pyongyang’a yönelik girişimlerini sürdürürken, Kuzey Kore bu girişimleri soğuk karşılıyor.
Lim Ul-chul ayrıca, “Kim Jong-un açısından mevcut durumu olduğu gibi korumak şu anda en iyi seçenek” dedi.
Analistler, Kuzey Kore liderinin ABD’deki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin aldığı büyük yenilginin ardından Trump’la görüşmek için daha az teşvike sahip olduğunu belirtiyor.
Seçmenler Kongre’deki iktidarı Demokratlara verdi. Bu durum Trump için büyük bir geri adım anlamına gelirken, görev süresinin kalan iki yılında yetkileri sınırlanacak bir başkan haline gelmesine yol açıyor.
Seul’deki Kuzey Kore Araştırmaları Üniversitesi’nin eski rektörü Yang Moo-jin, “Trump’ın Kuzey Kore’yle liderler düzeyinde doğrudan diyalog kurma çabalarını sürdürmesini” beklediğini söyledi.
Ancak Yang, “Washington’daki siyasi bölünme ve Trump’ın yetkileri sınırlı bir başkan haline gelmesi, Pyongyang’ın hesaplarında iki önemli faktör olacak” değerlendirmesinde bulundu.
Buna karşılık, Barley Politika Enstitüsü’nün kurucu yöneticisi ve eski Birleşmiş Milletler yetkilisi Michael Bosack, Kuzey Kore’nin Washington’ın sürdürülebilir bir uzlaşma sunma kapasitesinden şüphe duyduğunu düşünüyor.
Michael Bosack, Agence France-Presse’e yaptığı açıklamada, “Kuzey Kore rejimi, ABD’nin kendisine yönelik politikasında esaslı ve kalıcı bir değişiklik arıyor. Trump şu anda tekliflerin Ocak 2029’dan sonra da devam edeceğini garanti edemez” dedi. Bu ifade, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin sona ereceğine işaret ediyor.
Ayrıca Pyongyang’ın Rusya ve Çin’le yakınlaşmasının artması, müzakere pozisyonunu güçlendirdi ve ABD’yle görüşme ihtiyacını azalttı.
Güney Kore Merkez Bankası, Temmuz ayında Kuzey Kore ekonomisinin 2025’te üst üste üçüncü yıl boyunca yüzde 3’ün üzerinde büyüdüğünü tahmin etti. Banka bu büyümeyi öncelikle “Rusya’yla ekonomik iş birliğinin genişlemesine” bağlıyor.
Trump ve Kim bir görüşme düzenlenmesi konusunda anlaşsalar bile, Kuzey Kore’nin nükleer programına ilişkin anlaşmazlıkları, her türlü diplomatik ilerlemenin önündeki başlıca engel olmaya devam edecek.
Pyongyang, nükleer silahlarından arındırılmasını artık görüşmeye hazır olmadığını defalarca vurguladı.
Kim Yo-jong, Eylül ayında ülkesinin nükleer devlet statüsünün “mutlak” bir hedef haline geldiğini açıklamış ve hâlâ nükleer silahlardan arındırılma umudu taşıyanları “aptal” olarak nitelendirmişti.
Bu açıklama, uzlaşmacı tutumuyla tanınan Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung’un, Washington’ın Kuzey Kore’nin nükleer programını derhal ortadan kaldırmak yerine dondurmayı ve buna karşılık yaptırımları hafifletmeyi hedeflemesini önermesinin ardından geldi.
Ancak Trump’ın seçimlerdeki yenilgisinin ardından bu seçenek büyük bir engelle karşı karşıya. Zira Demokratlar nükleer silahlardan arındırma hedefini korurken, Kongre’nin yaptırımların kaldırılması üzerinde önemli yetkileri bulunuyor.
Lim Ul-chul, Pyongyang’ın “Joe Biden yönetimi döneminde, ABD’nin yaptırımlarda herhangi bir hafifletme yapılmaması veya nükleer silahlardan arındırılma yönünde adım atılmadan önce diyaloğa girilmemesi konusundaki ısrarı nedeniyle müzakerelerin ilerleme sağlayamamasına ilişkin hâlâ kötü anılara sahip olduğunu” söyledi. Kuzey Kore’nin Washington’a yönelik güvensizliği ve Trump’la olası herhangi bir anlaşmanın çevresindeki belirsizlik, nükleer taleplerini daha da güçlendirmesi için bir motivasyon oluşturabilir.
Ayrıca şunları söyledi: “Kuzey Kore’de, ABD’deki yönetimlerin veya partilerin değişmesinden bağımsız olarak nükleer cephaneliğini geliştirmeyi sürdürmenin doğru ve stratejik bir seçenek olduğu inancı giderek daha fazla yerleşiyor.”
Pyongyang son haftalarda yeni silahlar üzerinde bir dizi deneme gerçekleştirdi. Bu denemeler arasında seyir füzeleri, saldırı amaçlı insansız hava araçları, hassas güdümlü torpido sistemi ve orta menzilli hipersonik bir füze bulunuyor.
Lim Ul-chul, “Yeni silahların geliştirilmesi, test edilmesi ve bunlar üzerinde eğitim yapılması, olağan ve günlük faaliyetler haline gelecek” görüşünde.







